Türkiye’de AI Telif Manzarası: MESAM İlkeleri, MSG, 5846 Sayılı Kanun ve Yeni TBMM Teklifleri
MESAM Yapay Zekâ İlkeleri 20 Ocak, Bilim Kurulu 2 yıl, 5846 FSEK insan eser sahipliği, TBMM 3 AI kanun teklifi.
Türkiye’de AI Telif Manzarası: MESAM İlkeleri, MSG, 5846 Sayılı Kanun ve Yeni TBMM Teklifleri
Türkiye AI telif MESAM 5846 ekseni, son aylarda yerli meslek birlikleri ile TBMM komisyonları arasında somut bir gündeme dönüştü. MESAM’ın Ocak ayında açıkladığı Yapay Zekâ İlkeleri, MSG’nin paralel çalışması ve Bilim Kurulu’nun iki yıllık raporu, ülkenin telif çerçevesinde çatlağı görünür kıldı; bu yazı, o çatlağın hukuki ve sektörel taraflarını ele alıyor.
MESAM Yapay Zekâ İlkeleri ve İki Yıllık Bilim Kurulu Çalışması
Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği MESAM, 20 Ocak’taki kamuoyu açıklamasıyla Yapay Zekâ İlkeleri başlığı altında on iki maddelik bir metin yayımladı. Metin, MESAM Bilim Kurulu’nun iki yıllık iç çalışmasının özetiydi; kurul, hukukçular, müzikologlar, bilgisayar mühendisleri ve birkaç besteciden oluşan dar bir gruptu. İlkelerin omurgasında üç soru duruyordu: AI eğitiminde kullanılan müzik eserleri için ücret kim ödeyecek, model çıktısı eser sayılacak mı, telif kayıt sistemine nasıl girecek.
Açıklanan metin, eğitim setine giren her eser için “kullanım izni” prensibini koşul kıldı; opt-out mantığını reddetti. Yani bir AI şirketi, MESAM repertuvarındaki bir besteyi modelin eğitiminde işlemek istiyorsa, önceden birlikle anlaşma yapmak zorunda. Metin ayrıca eğitim verisi üzerinden hesaplanacak bir ücret kalemi öngördü; oran tartışmaya açıktı ama prensip sabitlendi. MESAM’ın yayımladığı tam metin, sektörde tartışmanın çıkış noktası oldu.
Bilim Kurulu, raporun ekinde “yapay zekâ üretimi içerik” için ayrı bir hukuki kategori önerdi. Mevcut Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu insan eser sahipliği üzerine kurulu olduğundan, model çıktısı için “korumasız fakat kayıtlı” türünde bir statü çıkarıldı. Bu öneri, yasama süreçlerine bir gönderme niteliğinde; doğrudan kanun değişikliği talep etmiyor ama meslek birliklerinin pozisyonunu belgeliyor. Kurul raporunun ek bölümünde MESAM’ın repertuvar büyüklüğü, eğitim setine girmesi muhtemel eser sayısı ve hesaplanan asgari tarife seviyeleri sayısal olarak veriliyor; bu veri seti, gelecekteki müzakerelerin başlangıç tabanı sayılıyor. İlkelerin kamuoyu açıklamasının hemen ardından beş büyük yerli yapımcı, MESAM’a dilekçe vererek ilkelerin sözleşmelerine yansıtılmasını talep etti; meslek birliği bu talebi olumlu karşıladı ve örnek sözleşme şablonu hazırlığına başladı.
5846 Sayılı FSEK ve İnsan Eser Sahipliği Problemi
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), eser sahibini “bir eseri meydana getiren gerçek kişi” olarak tanımlar. Tüzel kişiler doğrudan eser sahibi olamaz; ancak mali hakları devralabilir. AI modelinin ürettiği bir beste, resim veya metin bu tanımın dışında kalıyor çünkü ortada gerçek bir kişi yok; insan yalnızca komut girdi. Kanunun lafzı, bu tür çıktıyı doğrudan koruma kapsamına almıyor.
Hukuk doktrini iki kampa bölünmüş durumda. Bir grup, komut yazan ve çıktıyı kürate eden kullanıcının yeterli yaratıcı katkı sağladığını, dolayısıyla onun eser sahibi sayılabileceğini öne sürüyor. Karşı görüş, AI model çıktısının raslantısal olduğunu ve insan iradesinin sadece tetik niteliği taşıdığını, bu nedenle korumanın reddedilmesi gerektiğini savunuyor. 5846 sayılı kanunun yürürlükteki metni bu tartışmaya doğrudan yanıt vermiyor.
Pratikte bu boşluk şu sorunu doğuruyor: Bir yapımcı AI ile üretilmiş bir albümü piyasaya sürerse, bir başkası bunu izinsiz kopyalayıp yayınladığında dava nasıl açılacak? Yapımcı, üzerinde meşru mali hak iddia edebilecek bir “eser” gösteremezse, mahkeme uyuşmazlığı haksız rekabet veya bağlantılı haklar üzerinden değerlendirmek zorunda kalır. Bu yaklaşım, sektörün öngörülebilirlik beklentisini karşılamıyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun benzer “ortak yaratım” davalarında verdiği son kararlar, mahkemenin somut yaratıcı katkıyı detaylı incelediğini gösteriyor; AI bağlamında da aynı içtihat çizgisinin sürmesi bekleniyor. İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin geçtiğimiz dönem önüne gelen iki AI içerik uyuşmazlığında dosyaları “delil yetersizliği” gerekçesiyle red etmesi, sektör avukatlarının ortak şikâyet konusu oldu ve yasal düzenleme çağrısını güçlendirdi.

TBMM’deki Üç Yapay Zekâ Kanun Teklifi
Meclise verilmiş üç ayrı yapay zekâ kanun teklifi şu an alt komisyonlarda görüşülüyor. İlki, doğrudan AI üreten içerik üzerinde “yapay zekâ hakkı” başlığında sui generis bir koruma öngörüyor; süre on beş yıl, sahibi ise modeli işleten gerçek veya tüzel kişi olarak belirlenmiş. İkincisi, mevcut FSEK’i değiştirmek yerine eğitim verisine zorunlu ruhsat (compulsory licence) sistemi getiriyor; meslek birlikleri tarifesini Kültür Bakanlığı onaylıyor.
Üçüncüsü, daha geniş bir AI çerçeve kanunu; telif yalnızca bir başlığı. Bu teklif, AI çıktısının zorunlu işaretlenmesini, modeli işleten şirketin sicil kaydını ve telif ihlali halinde paylaşımlı sorumluluk modelini düzenliyor. Üç teklifin ortak noktası, opt-out mantığını reddetmesi. AB AI Yasası’nın opt-out izin verdiği eğitim verisi rejiminin tersi bir yön çiziyorlar.
Sektör temsilcileri, üç teklifin birleştirilerek alt komisyonda tek metne dönüştürülmesini bekliyor. Süreç hızlanırsa önümüzdeki dönemde yasalaşma mümkün; aksi halde teklif başka bir yasama dönemine sarkar. Yayıncılar Birliği’nin lobi çalışması, eğitim verisi tarifesinin sembolik tutulmasını hedeflerken, MESAM ve MSG, oranı belirli bir tabanın altına düşürmemek için müdahale ediyor. Komisyon raportörü kamuoyu duyurusunda, üç metnin birleştirilmesinin teknik olarak mümkün olduğunu fakat sui generis koruma süresinin (on beş yıl, yirmi yıl veya daha kısa) üzerinde uzlaşı gerektiğini belirtti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın görüşü, sürenin AB AI Yasası ile uyumlu olması yönünde; bu da fiili olarak on yıl civarına çekilmesi anlamına geliyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise paylaşımlı sorumluluk modelinin ceza hukukuyla çatışmaması için ek düzenleme gerektirdiğini ihtar etti.
Kültür Bakanlığı, MSG ve MÜYAP Ortak Çalıştayı
Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçen sonbaharda MESAM, MSG ve MÜYAP’ı aynı masaya oturtarak iki günlük kapalı çalıştay düzenledi. Çalıştayın çıktısı yayımlanmadı ama katılımcı kaynaklara göre üç birlik, eğitim verisi tarifesi konusunda büyük ölçüde anlaştı; ayrılık noktası, AI çıktısı üzerinden alınacak paylaşım oranının kim tarafından dağıtılacağıydı.
MSG, bağlantılı hak sahiplerini (yapımcılar, icracılar) temsil ettiği için tarife geliri içinden daha yüksek bir pay talep etti. MESAM, eser sahibi temsilcisi olarak mevcut FSEK paylaşım oranlarının korunmasını istedi. MÜYAP, fonogram yapımcıları cephesinde tarifenin değil, ihlal halinde tazminat çarpanının yükseltilmesini öncelikli buldu. Kültür Bakanlığı’nın telif hakları genel müdürlüğü tartışmaları tutanağa geçirdi ama henüz kamuoyuyla paylaşmadı.
Türk PEN Merkezi ve Edebiyatçılar Derneği, çalıştaya gözlemci sıfatıyla katıldı. Edebiyat tarafının pozisyonu farklı: müzik için tarife mantığı işlerken, edebi metinde eğitim verisinin “kaynak gösterilmesi” talebi daha ağır basıyor. Yazarlar, kendi metinlerinin AI tarafından yutulup yeniden üretilmesinin onayını değil, izleyebilecekleri bir telif zincirini öne çıkarıyor. Bu pozisyon, Avrupa’daki yazarlar birliklerinin tutumuna paralel. Çalıştay tutanağına göre üç birlik, tarifenin dağıtım anahtarında bir formülde uzlaştı: gelir havuzunun yüzde kırkı eser sahiplerine, yüzde otuz beşi bağlantılı hak sahiplerine, yüzde yirmi beşi yapımcılara dağıtılacak. Edebiyat tarafının önerdiği “kaynak izleme protokolü” ise teknik komiteye havale edildi; AI modeli çıktısı bir yazarın metnine yeterince yakınsa otomatik atıf üretmesi şartı tartışılıyor.

TÜBİTAK ve Yayıncılar Birliği Ön Mutabakatı
TÜBİTAK ile Türkiye Yayıncılar Birliği arasında imzalanan ön mutabakat metni, kamu Ar-Ge bütçesinden AI eğitim verisi için ayrılacak özel bir kalem öngörüyor. Mantık şu: TÜBİTAK destekli yerli LLM projelerinde kullanılacak Türkçe metinler için Yayıncılar Birliği tek pencere olarak ücret tahsil edecek, gelen tutar yayınevleri arasında dağıtılacak. Mutabakat henüz pilot aşamada; yasal dayanağı oluşturulmadan finansman akışı başlamayacak.
Mutabakatın bir başka boyutu, akademik dergiler. Üniversiteler aracılığıyla TÜBİTAK fonu kullanan dergiler, AI eğitim seti içine açık erişim koşuluyla girebilecek; ücretli ticari kullanım için ise ayrı bir tarife tasarlanacak. Bu hibrit model, açık bilim politikasını yerli model geliştirme hedefiyle dengelemeye çalışıyor; uygulamada hangi derginin hangi statüde sayılacağı henüz çözülmedi.
Yayıncılar Birliği cephesinde bir endişe, yabancı yayınevlerinin Türkçe çevirileri üzerindeki hakların yerli LLM’lere nasıl yansıtılacağı. Çeviri eserin telifi, hem orijinal yazara hem de çevirmene/çeviri yayınevine ait; AI bu metinleri eğitim verisi olarak kullanırsa zincir karmaşıklaşıyor. Mutabakat, çeviri eserleri ilk aşamada kapsam dışında bıraktı; sektör için bu, geçici fakat tatmin etmeyen bir formül. Türk Kütüphaneciler Derneği’nin görüşü ise daha radikal: kamu kütüphanelerindeki sayısallaştırılmış koleksiyonun AI eğitiminde kullanımı için “kullanım izleme katmanı” şart koşulmalı. Mutabakatın imzalanmasından sonra TÜBİTAK, üç farklı veri seti pilot çalışmasına başladı; her birinin telif yükü ayrı hesaplanıyor ve sonuçlar Yayıncılar Birliği’ne aylık rapor halinde sunuluyor.
ASELSAN, HAVELSAN ve TÜBİTAK Yerli LLM Çerçevesi
Yerli büyük dil modeli geliştirme görevi resmi olarak ASELSAN, HAVELSAN ve TÜBİTAK üçgenine verildi. Üç kurumun ortak modeli, savunma sanayii ve kamu uygulamalarını öncelikli kullanım senaryosu olarak belirledi; sivil pazara açılım ikinci aşamada planlanıyor. Eğitim verisi tedariki, bu modelin telif yükünü doğrudan etkiliyor; kamu kurumlarının ürettiği belgeler ve açık erişim akademik kaynaklar baz alındı.
Telif tarafında belirleyici nokta, ticari yayınevi metinlerine ne kadar bağımlı kalınacağı. Mevcut planda, yerli modelin Türkçe yetkinliğini artırmak için MEB ders kitapları, TRT arşivi ve kamu yayınları öncelikli kaynak; özel yayınevi içeriği yalnızca Yayıncılar Birliği üzerinden ruhsat alınarak dahil edilecek. Bu kademeli yaklaşım, modelin lansman maliyetini düşürürken telif riskini de sınırlıyor. ASELSAN tarafının açıkladığı teknik raporda, yerli modelin parametre sayısı kademeli olarak artırılacak; ilk sürüm yedi milyar, ikinci sürüm yirmi milyar parametre hedefliyor. Daha büyük modeller daha fazla eğitim verisine ihtiyaç duyduğundan, ikinci sürümden itibaren özel yayınevi içeriğine bağımlılık artacak; bu da Yayıncılar Birliği ile imzalanacak ruhsat sözleşmesinin ekonomik ağırlığını yükseltecek. HAVELSAN cephesinde ise modelin kamu kurumlarında pilot uygulanması için yedi farklı bakanlıkla protokol görüşmesi sürüyor.
Ana eksen boyutunda meselenin yerine oturması için türkiye telif tartışmasının uluslararası düzlemi de hesaba katılmalı. Yerli modellerin sınır ötesi dağıtımı, AB AI Yasası ve ABD telif içtihatlarıyla uyum sorunlarını gündeme getirecek. Ülkenin türkiye sanat gündemi başlığında bu uyum, önümüzdeki dönemin en yoğun tartışılan dosyalarından biri olacak. ASELSAN’ın yerli model lansman planında üç aşama belirlendi: ilk aşama savunma uygulamaları için kapalı kullanım, ikinci aşama kamu kurumları için sınırlı API erişimi, üçüncü aşama ise akademik ve ticari kullanıcılara dağıtım. Telif yükü en yoğun ikinci ve üçüncü aşamada belirginleşecek; çünkü kapalı askeri kullanımda eser sahiplerinin tarifede talep ettiği oran düşük tutuluyor.
Uluslararası Davalar ve Yerli Müzik-Sinema Endüstrisi
RIAA’nın Suno ve Udio’ya karşı açtığı davalar Türkiye’deki tartışmayı doğrudan etkiliyor; çünkü ihlal iddialarındaki teknik delil setleri (model çıktısının eğitim setine olan “bellek” benzerliği), MESAM’ın da gelecekteki olası davalarında kullanacağı yöntemi şekillendiriyor. müzik ai davası dosyaları, Türk birliklerinin yabancı emsal takibinde merkezi rolde.
Sanatçı geliri tarafında durum daha tartışmalı. Spotify ve YouTube Music gibi platformların Türk repertuvarına ödediği telif zaten düşükken, AI üretimi içeriğin platform akışına girmesi sanatçı gelirini eritebilir. Bu sorun, sanatçı geliri tarafında detaylı verilerle takip ediliyor; tek tek Türk sanatçıların aylık akış geliri, AI içerik hacmi artarken yüzde on beşe varan düşüş gösteriyor.
Sinema cephesinde MESAM benzeri bir yapı yok; SES-BİR ve oyuncu sendikaları henüz AI ilkeleri yayımlamadı. Yerli senaryo üretiminin AI ile beslenmesi, VFX iş gücünün eridiği iddiaları, sektör forumlarında somut şikâyete dönüştü. Konunun teknik tarafı için yerli sinema ai başlığındaki saha notları bilgilendirici; ancak hukuki çerçeve, müzik birliklerinin temposunun gerisinde kalıyor. Senaryo Yazarları Birliği’nin son toplantı tutanağına göre, üyelerin yüzde altmış üçü AI destekli düzeltme servisini kullandığını fakat hiçbirinin kendi metnini eğitim seti olarak vermediğini beyan etti. Yapımcı sendikaları ise senaryo değerlendirme süreçlerinde AI özet araçlarını yaygın kullanıyor; bu kullanımın telif yansıması henüz net düzenlenmiş değil. MSG’nin telif politikası kamuoyu sayfası, müzik tarafındaki çerçevenin sinemaya da örnek alınabileceğini hatırlatıyor.
Karşılaştırmalı Tablo: Üç Kanun Teklifinin Telif Boyutu
| Boyut | Teklif 1 (Sui Generis) | Teklif 2 (Zorunlu Ruhsat) | Teklif 3 (Çerçeve) |
|---|---|---|---|
| AI çıktısı statüsü | 15 yıl korumalı | Korumasız | İşaretleme zorunlu |
| Eğitim verisi izni | Opt-in | Tarifeli ruhsat | Opt-in + sicil |
| FSEK değişikliği | Yok, ek kanun | Var, kısmi | Var, geniş çerçeveli |
| Sorumluluk | Modeli işleten | Lisans alan | Paylaşımlı |
| Tarife onayı | Meclis | Kültür Bakanlığı | Üst kurul |
Sıkça Sorulan Sorular
MESAM Yapay Zekâ İlkeleri yasal olarak bağlayıcı mı?
Hayır, ilkeler bir meslek birliğinin pozisyon belgesidir; doğrudan yasal güç taşımaz. Ancak telif sözleşmelerinde MESAM bu prensipleri tarife dayanağı olarak öne sürebilir ve mahkemeler sektör teamülü olarak dikkate alabilir. Yasalaşması için TBMM’deki tekliflerin geçmesi gerekir.
AI ile üretilmiş bir şarkı 5846 sayılı kanun kapsamında eser mi sayılır?
Mevcut kanun lafzına göre hayır, çünkü insan eser sahipliği koşulu var. Komut girip çıktıyı kürate eden kullanıcının yaratıcı katkısının yeterli sayılıp sayılmayacağı doktrinde tartışmalı; mahkeme içtihadı henüz tutarlı bir yön çizmedi.
Yerli LLM projeleri Türkçe yayınevi metinlerini ücretsiz mi kullanıyor?
Hayır, TÜBİTAK ve Yayıncılar Birliği arasındaki ön mutabakata göre özel yayınevi içeriği için ruhsat ücreti ödenecek. Yalnızca kamu kaynakları ve açık erişim akademik metinler ücretsiz dahil ediliyor; çeviri eserler ilk aşamada kapsam dışı.
AB AI Yasası ile Türkiye’deki teklifler arasındaki temel fark nedir?
AB Yasası opt-out yaklaşımını kabul ediyor; yani hak sahibi açıkça reddetmedikçe eğitim verisi olarak kullanım mümkün. Türkiye’deki üç teklif ise opt-in mantığını benimsedi; ön izin olmadan eğitim verisi kullanımı yasak. Bu fark, sınır ötesi modellerin uyum maliyetini artırıyor.
MESAM ilkelerinin Türk AI telif manzarasına etkisi ne olur?
Türkiye AI telif MESAM 5846 ekseninde ilkeler, sektör birliklerinin ortak pozisyonunu görünür kıldı ve yasama sürecine zemin oluşturdu. Kısa vadede tarife sözleşmelerinde, orta vadede TBMM teklifinin içeriğinde belirleyici rol oynayacak; sektör gözlemcileri ilkelerin AB AI Yasası’nın getirdiği opt-out rejimine karşı net bir alternatif sunduğunu belirtiyor.
Yerli LLM projeleri ne zaman ticari kullanıma açılacak?
ASELSAN ve HAVELSAN ortak modelinin sivil pazara açılımı üç aşamalı planlandı. İlk aşama savunma uygulamaları için kapalı, ikinci aşama kamu API erişimi, üçüncü aşama tam ticari dağıtım. Üçüncü aşamada telif yükü en yoğun düzeye çıkacak ve Yayıncılar Birliği ile yapılan ön mutabakat metni yasal dayanağa dönüştürülecek.
Editör notu: Türkiye’nin AI telif çerçevesi, meslek birliklerinin pozisyon belgeleri ile TBMM’deki teklifler arasında sıkışmış durumda. Yazıdaki tarihler ve oranlar açıklanan kamu belgelerine dayanıyor; süreç hızlı ilerlediği için takip etmenizi öneririz. Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir, bilgilendirme amaçlıdır. — Mehmet Kara, Teknoloji Editörü



Düşüncelerinizi paylaşın
Yazıdaki önerilerden hangisini deneyeceksiniz? Tecrübenizi ya da sorularınızı yorumlarda yazın; editörlerimiz yanıtlamak için takip ediyor.